"Enter"a basıp içeriğe geçin

Çizgili Pijamalı Çocuk filmi ve Karakterleri

Orijinal ismi The Boy in the Striped Pajamas olan Çizgili Pijamalı Çocuk filmi II. Dünya Savaşı sırasında bir Alman askerinin 8 yaşındaki çocuğu ile toplama kampı Auschwitz‘deki bir Yahudi çocuğun arkadaşlığını ele alır. John Boyne’nun aynı isimli kitabından Mark Herman tarafından yazılıp yönetilen 2008 yapımı tarihi bir trajedi filmidir. Filmin başrollerini  Asa Butterfield, Jack Scanlon, Vera Farmiga, David Thewlis gibi isimler paylaşıyor.

çizgili pijamalı çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk Film Sahnesi

Çizgili Pijamalı Çocuk Film Konusu ve İncelemesi

Olay 2.Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Polonyalı Yahudilere yaşattığı zulümden etkilenen Almanyalı bir çocuk olan Bruno ile Nazi kampında tutulan Polonyalı Shmuel’in arkadaş olmalarını, daha sonra da başından geçen olayları anlatıyor.

Başlangıçta; hiçbir tarihi veya gündelik olaylardan haberi olmayan, gün geçtikçe kendi küçük dünyası için büyük bilgiler öğrenen Bruno’nun gözünden yaşıyoruz ve izliyoruz filmi. Bruno, 8 yaşında, arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok seven iyi bir çocuk. Babasının askerlik görevinden dolayı Polonya’ya taşınıyorlar. Taşındıkları evin odasının penceresinden dışarı baktğın da bir çiftlik (aslında Yahudi çalışma kampı) görüyor. Bir gün evden gizlice kaçıyor ve çalışma kampına gidiyor. Gittiğinde gördükleri yine kendince bir çiftlikte olması gereken şeyler gibi. Çitler, çalışan insanlar ve onların oyun oynadığını düşünmesine yol açan; numaralı ve herkeste olan “çizgili pijamalar”. Kendisi gibi 8 yaşında Shmuel isminde bir çocukla tanışır ve arkadaş olurlar. Aralarında bir çit ve bu çitlerin elektrikli olduğunu veya onlardan faydalanıp daha sonra yakıldıklarını bilmiyor.

Gün geçtikçe bazı şeyleri anlamlandırmaya başlayan Bruno. O insanların Yahudi olduğunu öğreniyor fakat hala niye öyle kapalı tutulduklarını bilmiyor. Babasının onları orada tuttuğunu öğrendikten sonra babasını sorguluyor. Shmuel’e senin baban kötü biri mi diye soruyor. Shmuel’in açlıktan bitkin düştüğünü görüp ona yemek götürüyor. Büyük bacalardan çıkan siyah ve kötü kokan dumanı sorguluyor. Bruno hiçbir şeyi anlamlandıramazken, Elsa da sorgulayıcı bir hale giriyor. Dumana anlam veremeyen Elsa, kocasıyla ayrılık durumuna geliyor. Ralf’ın bu kadar ileriye gidebileceğini tahmin edemiyor ve onu tanıyamaz hale geliyor. Yine bir gün Bruno evden kaçıyor ve Shmuel’un yanına gidiyor. Shmuel, babasını bulamadığını ve merak ettiğini söylüyor. Bruno, arkadaşının babasını bulmak adına elektrikli çitleri kazarak geçiyor ve filmin en dramatik anları bu sahneden sonra başlıyor. Bu kısma geldiğinizde zaten filmin sonuna yaklaşmışsınızdır demektir. Sonunu söyleyip heyacanınızı kaçırmak istemediğimizden filmi anlatmayı burada noktalayı karakterler ve filmle de akılda kalan muhteşem repliklere biraz bakalım.

Film Karakterleri

1- Bruno

Sekiz yaşında bir Alman çocuk ve romanın kahramanı. Babasının işi için için Polonya’ya taşındığında Berlin’de geride bıraktığı hayatı ve arkadaşlarını özlüyor. Taşındıkları bu yerin gerçekte ne olduğunu veya orada neler olduğunu anlamıyor. Büyük çitin evlerine neden bu kadar yakın olduğunu neden bu kadar çok askerin orada bulunduğunu anlamıyor. Çitin diğer tarafındaki insanların kim olduğunu veya neden hepsinin aynı çizgili pijamaları giydiklerini de anlamıyor. Bruno, sonunda “Yahudi” olarak bilinen bir grup insanı kendisi ve ailesi gibi insanlardan ayırmak için çitin var olduğunu öğrense de, bu ona anlamlı gelmiyor. Çitin diğer tarafında olan Yahudi çocuk Shmuel ile arkadaş olur. İki çocuk ilk tanıştığında, Bruno bencildir. Ancak zamanla, Bruno giderek daha fazla içe dönük hale gelir, kendi bencil davranışlarını fark etmeye başlar ve olayları Shmuel’in gözünden görmeyi öğrenir.

2- Shmuel

Toplama kampında yaşayan 8 yaşında filmin adında adı geçen Yahudi çizgili pijamalı çocuktur. Alman birlikleri tarafından tutuklanan ve Out-With (Auschwitz) Kampında hapsedilen Polonyalı Yahudilerden oluşan bir aileye mensuptur. Shmuel, bir gün kampın sınırını belirleyen devasa çitin yanında dolaşırken Bruno ile tanışır ve arkadaş olurlar. Shmuel gittikçe zayıflar büyükbabası ve babası ortadan kaybolur.

3- Anne

Bruno’nun annesi. Anne zamanını çocuklarına bakmakla, ailenin hizmetçilerini yönetmekle zamanını geçiriyor. Kocasının kariyerine olan kararlı bağlılığına kızıyor ve işi için ailenin Berlin’i terk etmesini gerektirdiğinde  bu karara uysa da, bu durumdan hiç memnun değil. Auschwitz Kampı yakınlarındaki ailenin yeni evinde, depresyonu ve endişesiyle başa çıkmak için çok fazla uyurmaktadır.

4- Baba

Bruno’nun babası. Polonya’daki Out-With (Auschwitz) Kampının operasyonlarından sorumlu olan Nazi Partisi içinde bir komutan. Almanya’nın kültürel ve politik üstünlüğüne ve “Anavatan” için yaptığı çalışmanın doğruluğuna şiddetle inanıyor. Komutan olarak pozisyonunda büyük bir güç ve otorite yansıtıyor, ancak mesleki görevlerinin doğası hem karısıyla hem de annesiyle gerginliğe neden oluyor. Çocuklarını sevmesine rağmen, onlarla büyük ölçüde soğuk ve katı bir ilişkisi var.

5- Gretel

Bruno’nun kız kardeşi. Bruno’dan üç yaş büyük olan Gretel, erkek kardeşinin Berlin’i terk etmenin acısını paylaşıyor. Gretel, Bruno’dan daha üstün davranmadığı ender durumlarda, ortak yalnızlıklarını onunla dert eder. Aksi takdirde, zamanının çoğunu kendi başına, büyük oyuncak bebek koleksiyonuyla oynayarak veya savaşın ilerleyişini takip etmek için haritalar kullanarak geçirir.

Çizgili Pijamalı Çocuktan Alıntılar

Alıntılar, Çizgili Pijamalı Çocuk kitabından yapılmıştır. Fimi izlemnizi ve kitabıda mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.

“Ama sanırım nereye gidersem gideyim birilerini özlerim.”

“Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir…”

“Buraya isteğin dışında getirildin, tıpkı benim gibi. Eğer bana sorarsan hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor.”

“Her kötü şeyin iyi bir yanını bulmalıyız.”

“Şimdi geçmişe bakıp ne kadar aptal olduğumu görüyorum.”

“Sanki bir daha asla neşeli olmayacakmış gibi görünen insanlar var..”

“Yemeğe ihtiyaç duymanın ne demek olduğunu bilemezsin. Hiç aç kalmadın, değil mi?”

“Onu en çok öfkelendiren şey bilmediği bir şey sorduğunda yetişkinlerin ona gülmeleriydi.”

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir